|
Şiirler
KİMSİNİZ SİZ
Dipten vurdu dalgalar
Kelimeler suyun üstünde
Bitimsiz ve çürümüş
Ölü balıklar gibi yüzüyor
Kollarınızı açarak sarılmıştınız
Kıyıda hayal gibi ağaçlar
Kökleri suyun içinde
Açılıp kapandı birden
Kalakaldım ortanızda
Ne çabuk
Parçaladınız
Bana ne kadar tanıdık gelirse gelsin
Bu liman o liman değildir
Vakit sizde kısacık bir akşam
Sessizlik her zaman
O ölü balığın ağzında yemdir
Sahi kimlersiniz siz
Ateşle suyun arasında kapalı
Dalgakıranı insan tuzağı
Anlatmadan yaşadım hiçbirini
Bu gemi bu yüzden
Bir daha yüzmeyecektir
------------------
BİLEMİYORUM
İnsan gücünün nereye vardığını bilemiyorum
Hala dünyaya bağlıyım, hala
Gece gündüz içimde kapanmayan göz
Bir damla yaşı esirgiyor
Zincir yapıp boynuma astığım tüm yanlışa
Tutku içinde bocalayan bu yırtıcı ruh
Nasıl kurtaracaksa
Sessizce seken keklik gibi
Geliyor korkularım ama yüreğim kavruluyor da
Daha fazla sevebilir miydim
Daha fazla mı güçlenirdi kanatlarım
Yakında bal olacak acı süt akıtan incirlerim
Yaşam minik bir kuş gibi açılacak avuçlarımda
Her sabah doğması kadar olağan güneşin
Hiçbir şeye sahip olmamak örneğin
Yine de hiçbir şeyden vazgeçmek zor geliyor
Kötü haberlere yaslı sevinçlerimden
Gerçeği hangi efsaneyle büyütürsek
Onunla öldürürüz çoğu zaman
Güzellik ve acı aynı uçurumda
Ben ise ne veririm
Payıma ne düşer ölümsüzlükten
------------
EVCİL ACI
Su içiyor bardağımdan
Karşımda tam karşımda duruyor
Açsam ağzımı
Benden önce o söylüyor
Yastığımda onun baş izi
Onun serinliği göğüs boşluğumda
Kullanılmamış bir ev gibi
Beni yenibaştan döşüyor
Diyelim ki küçük, yerleşik bir saat içimde
Kendi kendini durmadan kuruyor
Hiç kimse aslında
Bir yerlere gitmiyor
Bütün süreçlerinde
Bir yelken bezi gibi
Rüzgara karşı inip kalkarak
Suyunda dinleniyor
İşte bir ağaç yanlış iki dalıyla
Geceyle günü yine de karıştırıyor
Sonra bütün pencerelerde gökyüzü
Taş baskı gibi hiç değişmiyor
Ben ki bir çocuk kadar yalnızım
Böyle olsa ne çıkar
Bir çocuk bile yalnızlığında
Artık kendini kullanıyor
-------------
KARANLIK VE IŞIK
Tenin ve düşün sınırında
Şerbet değil
Ağuyla bal kotarırız
Uyuyan tanrı silkinir dizlerinden
Kasıklarda çiçeklenir tohumu
Ve karanlık, ışıkla kucak kucağa
Binlerce çarpıntısı kaygının
Mayıs böceği kırlangıca yürürken
Şafak, soluğunu gezdirir üstümüzde
Ulu çağrısıdır bizim yaklaştığımız
Uğultusu asılı meyva dolu ağaçta
Göbeği topraktan kesilmemiş ruh
--------------
DOST
Günüm karardığında, gecem uzadığında seni düşünürüm.
Bir şiir söylenir dünyaya, payıma düşeni alırım
Bir renk atılır fırçayla, ışığı yakalarım
Şarkı söyler bir kadın, dağılır yalnızlığım
Ve dimdik duruyorsa bir insan onca kavgada
Ödünsüz ve kararlı
Korkumdan utanırım
Ne omzunu isterim başımı yaslayacak
Ne ellerini, ellerimde tutacak
Varsın uzaktan savrulsun gülüşü
Hiç olmasın gölgesi yanıbaşımda
Sabahları bahçemde açan gül gibi
Soluğu karışıp gitsin havaya
Olması gereken yerde durur o
Yani hayatın tam ortasında
Bana kendimi sevdirmek için
--------------
BAHAR
Bahar dediğin bir top sarı mı
Yeşil mi, yoksa vurgun mu
Hiç mi hiç, geldi mi hep
Bir olasılık dönenir durur
Ölmeden dirimi hiç yaşamadık ki
Bırakırım, suları şimdi akmayan
Boş bir köprüden
Demir köprüden
Ağusunu üstüne yüreğimin
Biraz umut mu ne, biraz acı mı ne
Zamana ayarlı mı bilemediğim
Ve akıp geçen bir şey var yanımızdan
Ter basar gecemizi
|